YABANCI DILDE EĞITIM ÜZERINE
YABANCI DILDE EĞITIM ÜZERINE
Prof. Dr. Ahmet DUMAN **
Â
   Milli Egitim Bakanligi’nin ortaogretim kurumlarinda yabanci dil ile egitime karsi almis oldugu karardan sonra ozel okulculardan gelen tepkiler sonucu kararin kapsami daraltilip sadece Anadolu liselerinde yabanci dil ile egitime son verilmesi uygun goruldu. Ama firtina dinmedi ve tartismalar kamuoyunda hala devam ediyor. Yabanci dil ile egitimin lehinde ve aleyhinde yazilar yaziliyor, bildiriler yayimlaniyor. Bu yazimda kamuoyunda yapilmakta olan tartismalara kisaca degindikten sonra yabanci bir dil ile egitim-ogretimin oturtulmasi gereken baglam uzerinde odaklasarak yabanci dil ile yapilacak/yapilan egitim-ogretime nicin hayir sorusuna yanitlar bulmaya calisacagim.
Oncelikle sunu ifade etmek isterim ki yabanci dil egitimi ve yabanci bir dil ile egitim hala bir cok insanin kafasinda net degil. Sanki egitim-ogretimin yabanci bir dil ile yapilmasi ve yabanci dil ogrenmek es anlamli olarak dusunuluyor. Oysa yabanci dil ile egitim yapmak yabanci dil ogrenmek icin bir on kosul olamaz ve olmamalidir. Hele ilk ve orta ogretim duzeyinde egitim ogretim dilinin bir ulkede konusulan anadilin disinda bir dille yapilmasini bu gerekce ile savunmaya calismak eskilerin deyimi ile abesle istigaldir. Dahasi Avrupa Birligine giris ya da Avrupa ile butunlesme gibi amaclari yabanci dille egitimi yayginlastirmak icin kullanmaya calismak olsa olsa , halk deyimi ile, sapla samani birbirine karistirmaktir.
Son bir-iki ay icerisinde yabanci dil ile egitime karsi dile getirilen gorusler ana-babalarin, ogretmenlerin ve ogrencilerin kafalarinda olusan nicin yabanci dil ile egitime hayir? sorusuna doyurucu yanit getirecek acikliga ve yalinliga sahip degiller. Belki bunun en onemli nedeni egitim-bagimlilik-somurgecilik ve merkez-cevre iliskilerinin karmasikligi, cok boyutlulugu, devingen bir yapiya sahip olusu ve siyasal olarak son derece hassas olmasi. Bunlara ek olarak kuresellesme (globalisation), yeni dunya duzeni, karsilikli bagimlilik ve uluslarasi isbolumu gibi kavramlar yoluyla yukarida sozu edilen iliskiler agini insanlarin gormesi, anlamasi ve yorumlamasi kasitli olarak engelleniyor. Tum bunlarin sonucunda insanlarin buyukce bir kismi egitim-bagimlilik-somurgecilik ve merkez-cevre ilsikilerini gercekten kavrayamiyorlar ve yabanci dil ile egitimin devamindan hatta daha da yayginlastirilmasindan yana tavir gelistiriyorlar. Ya da Anadolu liselerinin bir cogunda dersler zaten Turkce olarak yapiliyor ne gerek vardi boylesi bir karara ve tartismaya diyerek tutumlarini acikliyorlar. Bir diger grup insanimiz da yukaridaki iliskiler agini gormezden geliyorlar cunku bu durumun devam etmesi ile kisisel cikarlari uyum icerisinde. Onlara gore zaten bagimlilik cok dogal cunku kuresellesme ve yeni dunya duzeni ve uluslararasi isbolumu gibi kavramlarin semsiyesi altinda bagimsizlik yerine karsilikli bagimlilik kandirmacasini coktan yerlestirmisler.
Bu noktalara kisaca degindikten sonra yukarida sozunu ettigim egitim-bagimlilik-somurgecilik ve merkez-cevre ilisikilerini birazcik daha acmaya calisacagim. Merkez ve cevre ulkeler (siz buna ister Kuzey-Guney isterseniz gelismis-az gelismis deyin) arasindaki iliskiler esitsizlik temeline dayali. Iste bagimlilik ve somurgecilik bu esitsizligin sonucu olarak karsimiza cikiyor. Bu bagimlilik ve somurge durumunun devamini saglamak amaciyla gelismis ulkelerin az gelismis ulkelere yonelik olarak bilincli politikalar uretmesi, kurumlar ve kavramlar yaratmasi da yeni somurgecilik (neo-colonialism) olarak adlandiriliyor. Cevre ulkelerin merkez ulkelere bagimliligini pekistiren ya da belirleyen bir cok etmen var. Bunlar ekonomik, siyasal, askeri, teknolojik, egitimsel ve kulturel olarak ele alinabilir. Egitime bu baglamda cok onemli bir islev yukleniyor. Somurge durumundaki ulkelerde egitim dizgeleri somurgeci ulkeler tarafindan gerekli sekle sokuluyor, egitim programlari yenileniyor, egitimin amaci degistiriliyor, ogrenim dili somuren ulkenin diline donusturuluyor, somuren ulkedeki eski egitim teknolojileri somurge ulkelere satiliyor ya da bagislaniyor.
Altbach (1982) Kafalarin Usakligi? Egitim, Bagimlilik ve Yeni-Somurgecilik konulu makalesinde yukarida sozu edilen iliskilere degindikten sonra egitimsel bagimligin anatomisini incelerken dil konusuna ozel bir onem vermektedir. Cunku Bati Dilleri somurgecilik mirasinin bir parcasi olarak bilimsel, kulturel, teknolojik ve dusunsel yasami hegomanyasi altina almis ve bunu surdurmektedirler. Bunun icindir ki somurulen ulkelerdeki egemen elit gruplar somurgeci ulkelerin dillerini yogun bir sekilde kullanmayi toplumsal ve siyasal kontrolun surdurulmesi acisindan yararli gormektedirler. Tum bu nedenlerden dolayidir ki somurge ulkelerin bir cogunda egitimin ve dusunsel soylemin (intellectual discourse) dili somurgeci ulkeninki ile aynidir. Insanlik tarihi bunun ornekleri ile doludur. Amerika, Britanya, Fransa, Almanya ve eski Rusya kendi dil ve kulturlerinin ogretilmesi ile ilgili programlari ozel bir takim yardim kandirmacalari ile once desteklemisler daha sonra bagimliligi arttirici yan ogeler olarak hep kullanagelmislerdir.
Bu noktada yabanci bir dille egitim yapmanin sakincalari soyle ozetlenebilir:
a) Dil-dusunce baglaminda somurgeci ulkenin dilinde yazmak, okumak, dusunmek ve konusmak somurulen ulke aydinini kendi ulkesinin gerceklerine yabancilasmasi sonucunu ortaya cikarabilir.
b) Somurgeci ulke ile cok yakin isbirligi ve cikar iliskisi icerisinde olan egemen cevrelerin var olan toplumsal, kulturel, ekonomik ve siyasal kontrolunu kolaylikla surdurmelerine cok elverisli bir ortam yaratabilir.
c) Ders kitaplarinin yazimi, basimi ve dagitimi gibi calisma alanlarinin somurulen ulkede gelismemesine neden olabilir. Bu yuzdendir ki 20.yy’in ikinci yarisinda bagimsizligini kazanan bir cok ulkede kendi dillerinde kitap basacak olanaklar bile yoktu. Okullar icin ders arac, gerec ve donanimlari kendi ulkelerinde uretebilecek altyapiya sahip degillerdi. Bugun Afrika ulkelerinin bir cogunda akademisyenler icin Amerika, Britanya ya da Fransa’da basilmis kitaplara ulasmak kendi ulkesinde basilmis bir kitaba ulasmaktan hala cok kolaydir.
d) Kavramlarin ve bilimsel terminolojinin somuren ulkenin dili ile yapilan egitim-ogretimden dolayi, ana dilde gelisimi ya olanaksiz ya da cok yavas gerceklesmektedir. Bu yuzden somurulen ulkenin ana dili once bilim yapmaya uygun gorulmemekte sonra ana dil somurgeci ulkenin dili tarafindan istila edilmektedir. Daha sonra da egemen elitler somurgeci ulkenin dilini kendi iletisim amaclari dogrultusunda uyarlayarak kullanma egilimine girerler. Bunun icindir guzel Turkcemiz yabanci dillerin ozellikle Ingilizce ve Fransizca’nin istilasi altina adim adim bilincsizce terk edilmektedir. Yari ingilizce yari Turkce konusan sozde aydin tipinin turemesinin nedenlerini baska yerlerde aramaya sanirim pek gerek yok.
e) Ve en kotusu tum bu olumsuzluklar, Altbach’in da (1982) ifade ettigi gibi, somurulen ulke insaninda ruhsal bir bagimlilik (psychological dependency) durumu yaratir. Bu bagimlilik durumunun sonucu olarak somurgeci bati modernligin, cagdasligin, iyinin, guzelin, kalitenin tek ornegi olarak gorulmeye baslanir. Bu ruhsal bagimlilik durumu gerikalmislik kisir dongusunu olusturan halkalarin kirilmasi, belki catlatilmasi, yerine o halkalari daha da saglamlastiran bir islev ustlenmektedir.
Buraya kadar bagimlilik, somurgecilik ve az gelismislik iliskilerine hep yeni-somurgecilik yani emperyalist ulkelerin bagimliligi surekli kilmak icin bilincli, planli ve programli cabalarinin karsisindan baktik. Olayin bir diger boyutu da hic suphesiz cevre ulke konumundaki ucuncu dunya. Askeri darbelerin, dis borc acmazlarinin, uc rakamli enflasyonun, siyasal kirlenmenin ve sonu gelmeyen yolsuzluklarin cikmaz sokaginda gezinen bu ucuncu dunyanin yoksulluk kisir dongusunun zincirlerini kirmasi pek olanakli gorulmuyor. Bu azgelismislik kisir dongusunun zincirleri soyle siralanabilir. Birinci zincir: Dusuk duzeyde tasarruf ve anamal yatirimi, az gelismis bir ustyapi ve yuksek oranli yabanci anamal yatirimi.
Ikinci zincir: Dusuk buyume hizi ve cok kucuk yapisal ekonomik degisim.
Ucuncu zincir: Degismeyen taslasmis tutumlar ve ekonomik anlayislar, sinirli ekonomik olanaklar, yuksek issizlik, dogum ve yoksulluk orani.
Dortduncu zincir: Ic ve dis borclanma yoluyla sureklilesmis bir dis bagimlilik, disalim (ithalat) ve satim (ihracat) oranlarinin disalim lehine dengesizligi, uluslarasi yardimlar ve yabanci isgorenler, yuksek dis borc faizi odemeleri.
Besinci zincir: Cok dusuk kisi basi gayri safi milli hasila orani.
Birakalim bu azgelismislik kisir dongusunun zincirlerini kirmayi bir yana, bu kisirdongunun sosyal bilimciler tarafindan uzerinde calisilmasi, halka anlatilmasinin bile pek kolay olmadigi ucuncu dunyada emperyalist ulkelerin yeni-somurgecilikleri karsisina gecmek cok zor bir ugras olsa gerek. Kisacik bir makalenin sinirliligi icerisinde bagimlilik-somurgecilik-egitim ve merkez-cevre iliskilerini yabanci dille egitim tartismasi ile iliskilendirerek nicin yabanci dil ile egitime hayir sorusuna yanitlar bulmaya calistik. Egitimsel bagimlilik merkez ve cevre ulkeler arasindaki esitsizlige dayali olarak ortaya cikan ve, planli, programli ve kasitli olarak surdurulen yeni-somurgecilik anlayisinin ogelerinden sadece birisi. Egitimsel bagimlilik icerisinde somurgeci ulkenin dilini dayatmasi cok onemli bir yere sahip. Bu dayatmanin sonucu olarak bilginin uretimi ve dagitimi tamamen kontrol altina alinirken (Bkn. Altbach 1987), somurulen ulkenin egemen elitinin yetistirilmesi, egitim-ogretim dilinin somurulen ulkenin anadilinde yapilmamasi cikiyor ortaya. Baska bir deyisle egitim-ogretimin yabanci dille yapilmasi buyuk bir yap-bozun parcalarindan birisi. Ama oyle bir parca ki diger parcalar arasinda cimento islevi de yukleniyor. Yap-boza yerlestirilen bu parcalar zamanla karsimiza bagimlilik resmini cikariyor ve eger biz gelecegimiz olan cocuklarimiza ve genclerimize yabanci bir dil ile egitim-ogretim veriyorsak yaygin olarak yukarida sozunu ettigimiz yap-boz somurgeci ulke tarafindan yapilan ve bozulmasi cok zor olan, belki de olanaksiz olan, bir yapiya kavusuyor.
Gelismis hic bir ulkede egitim-ogretim ana dilin disinda baska bir dilde yapilmaz. Egitim-ogretimini baska bir ulusun dilinde yapan ulke somurgedir, somurge olmayi kabul etmistir. Kamuoyunda olusmus olan bu havadan sonra sadece orta ogretim duzeyinde degil yuksek ogretim duzeyinde de yabanci dil ile egitim konusu enine boyuna tartisilmalidir. Sozum ona ozel universitelerin sayilarinin hizla arttigi, ulkenin en eski ve koklu universitelerinden birisi olan Istanbul Teknik Universitesinde bile yabanci dil ile egitimin senato karariyla yururluge sokulmaya calisildigi gunumuzde bu tartisma toplumun gundeminde hak ettigi yeri almalidir. Yabanci dil ogrenen fakat egitim-ogretimini kendi anadilinde yapan kusaklar ancak ve ancak yukarida sozunu ettigim azgelismislik kisir dongusunun zincirlerini kirabilir, ne kendi anadilini ne de yabanci dili tam olarak kullanamayan, yari-aydin kusaklar degil.
Â
***Bu makale sayfamızda Doç.Dr. Ahmet Duman’ın izniyle yayınlanmaktadır.
*Bu makale 1997 Yılı Haziran Ayı “Bilim ve Ütopya” dergisinde yayımlanmıştır.
**Ankara Universitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi
duman@education.ankara.edu.tr
KAYNAKÇA
Altbach, P. G. (1982) Servitude of the Mind? Education, Dependency and Neo-Colonialism, Comparative Education , Edited by P. G. Altbach, R. F. Arnove & G. P. Kelly, pp.3-14, Macmillan: London New York.
………………. (1987)What do you know? Looks at How the West Dominates the Worldwide Distribution of Knowledge, The Times Education Supplement, 20 February, p.16.


Comments
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın