SAĞLIKÇILAR AÇISINDAN AZ GÖRME İLE İLGİLİ ÖZELLİKLER NEDENLER (ETYOLOJİ)

DOĞUM ÖNCESİ NEDENLER: Özellikle hamileliğin ilk üç ayında annenin geçirdiği hastalıklar. Örneğin; Kızamıkçık, AIDS, Toxoplazma. İlaç bağımlısı ve alkolik kişilerin çocuklarında da göz rahatsızlığı olabilir.

DOĞUM SIRASINDA: Mekanik doğum travmaları. Erken doğumda uygulanan O2 tedavisi sonrasında ortaya çıkan retrolenter fibroplazi.

DOĞUM SONRASINDA: Çocukluk döneminde menenjit, ansefalit gibi nörotoksik hastalıklar, çatapat gibi patlayıcı maddeler ve kimyasal sıvıların göze kaçması iki taraflı görme azlığı nedeni olabilir.

İleriki çocukluk yaşlarında görülen, gözün ön kısmında veya damar tabakada yerleşimli akut, kronik hastalıklar, romatizmal hastalıklar, tüberkülo-allerjik reaksiyonlar görme azalmasına neden olurlar. Çift taraflı iridosiklit, üveit, Behçet Hastalığı, çocukluk çağı beyin tümörleri, görme sinir atrofisi de önemli çocukluk çağı az görme nedenleridir. İleri yaşlarda diabet ve hipertansiyona bağlı ağ katman değişiklikleri makula (sarı nokta) dejenerasyonu, glokom, alkol zehirlenmesi ile de görme azalması olur.

GENETİK GEÇİŞLİ HASTALIKLAR: Genelde genetik göz hastalıkları MENDEL KANUNU’na uyarlar: Değişik hastalıklar için değişik geçiş şekilleri tanımlanmıştır. Çocuklarda sık görülen retinoblastom genetik kökenlidir. Ailede retinoblastom var ise hamilelikte ve öncesinde genetik danışmanlık büyük önem taşır.

Kromozom anomalilerine bağlı göz bozukluklarına çoğu kez işitme bozuklukları da eşlik eder. USHER SENDROMU. Metabolizma bozukluklarında, nörolojik semptomlar, cilt hastalıkları, böbrek rahatsızlığına ilave olarak göz rahatsızlıkları da görülür. Genetik geçişli göz hastalıklarında en çok bilinen retinanın tapeto-retinal dejenerasyonları ve bilhassa retinitis pigmentoze dır.

HASTALARIN SEYRİ – PROGNOZ

Hastalıkların seyrinde esas olan görme bozukluğunun nedenidir. Örneğin; Albinismus ve Akromatopsi de zaman içinde daha kötüye gidiş görülmez. Aniridi, mikroftalmus gibi hastalıklarda ikincil glokom sık görülür. Bu nedenle muntazam göz hekimi kontrolü gerekir.

Damar tabakaya kadar inen kolobomlarda ikincil retina dekolmanı sık görülür. Kornea bulanıklıklarında keratoplasti (kornea nakli) uygulaması bazı durumlarda çözüm getirmemekte, bulanıklık tekrarlamaktadır. Çocukluk çağı glokomu, katarakt, retina dekolmanında ki tıbbi ve mikrocerrahi tekniklerindeki gelişmeler sonuçların daha iyi olmasını sağlamıştır. Dejeneratif retina hastalıklarında ve optik sinir atrofisinde cerrahi ve tıbbi olarak sonuç almak mümkün değildir.

Metabolizma hastalıklarında uygun diet olumlu sonuç verir, nörolojik semptomların ilave olduğu göz hastalıklarında tedaviler nadir olarak görme prognozunun iyi olmasına destek olur.

Diabet ve glokom ileri dönemlerde az görmeye neden olabilir. Periferik görme alanı bozuklukları çoğu kez hastayı kör etmezken santral görme bozukluğu yapan etmenler. Örneğin makula dejeneresansı önemli bir körlük nedenidir.

Nystagmus yakın çalışmada gözlerin çabuk yorulmasına yol açar, ileri myopi bazı durumlarda körlük nedeni olur.

AZ GÖRENLERİN TIBBI REHABİLİTASYONU

TEŞHİS

Görme engelli çocukların ve gençlerin re/-habilitasyonunda başarıda en önemli etmen erken teşhis ve erken müdahaledir. Her yaşta gerekli bütün muayeneler mutlaka yapılmalıdır.

GÖZ HEKİMİ MUAYENESİ

Pupilla reaksiyonları, nystagmus, fixasyon, cisimleri takip edebilme özelliği her göz için ayrı ayrı kontrol edilir. Göz kırpma refleksi ve yakalama hareketi (göz-el koordinasyonu) bakılır. Gözün ve arka segmentin incelenmesi, göz içi basıncı ölçümü, objektif kırma kusuru muayenesi, özel esellerle yakın ve uzak görme ölçümü, renk hissi, santral ve periferik görme alanı, elektrofizyolojik araştırmalar teşhisde uygulanan yöntemlerdir.

Görme engellilerin değerlendirilmesinde ODYOLOJİ, çocuk nörolojisi, fizik-tedavi muayenesi, dahiliye ve nöroloji muayenesi gereken durumlarda ihmal edilmemelidir. Genetik danışmanlık, psikolojik olarak hem aileye hem de az görene verilecek destek de sağlık personelinin görevleri arasındadır.

TEDAVİ

TIBBI TEDAVİ

İltihabi olan her göz hastalığı için tedavi yöntemi vardır. Kortizon, antibiyotikler, pupilla genişleticiler gibi. Metabolizma hastalıklarında uygun diyet verilir. Değişik glokom tiplerinde damla, merhem, hap olarak farklı tedaviler düzenlenir. Diabet, hypertansiyon, endokrinolojik rahatsızlıklar gibi durumlarda kişilerin mutlaka bir dahiliyeci tarafından kontrol altına alınması önemlidir. Konservatif tedavide az görenlerde aşağıdaki yöntemleri de sayabiliriz.

Kalan görmenin en iyi şekilde kullanılması, ince motor kasların gelişimi, göz-el koordinasyonu için ergoterapi,

Oryantasyon ve hareket için fizyoterapi,

Psikolog ve özel eğitimci tarafından oyuncaklarla diğer duyuların geliştirilmesine yönelik oyun terapisi.

CERRAHİ TEDAVİ

Yeni doğan kataraktı, çocukluk çağı glokomu ve dekolmanları erken dönemde ameliyat edilmelidir. Kornea bulanıklıklarına kornea nakli yapılır. Gelişkinler de aynı ameliyatlar uygulanır.

Gerek tıbbi gerek cerrahi uygulamalar sonrasında az gören hastaya “sizin için elimizden gelen herşeyi yaptık. Bundan sonra hiç doktor doktor dolaşmayın, yapacak bir şey kalmadı” demek çok yanlıştır.

Bu hastalara “uyguladığımz yöntemler sonrasında elde ettiğimiz görme günlük işlerinizi yapmanıza yetmiyor ise sizi bir re/-habilitasyon merkezine yollayalım orada olan görmenizden en iyi şekilde yararlanmanız için gerekli teknik ve danışmanlık hizmetlerini almanız yeni durumunuza daha kolay uyum sağlamada size yardımcı olacaktır” denmelidir.

OPTİK VE ELEKTRONİK BOYUTU – 1

Az gören kişi gördüğünü daha iyi ve net seçebilmek için görüntüyü büyütme ihtiyacı duyar. Üç büyütme yöntemi vardır.

Cismin yakınlaştırılması ile görüntünün büyütülmesi

Cismin kendisinin büyütülmesi

Gözle cisim arasına yakınlaştırıcı mercek koyarak görüntünün büyütülmesi.

Son 25 senede gerek optik gerek elektronik olarak az görenlere yardımcı sistemlerde çok büyük gelişmeler olmuştur. Genelde 10 yaşa kadar ki çocuklarda uyum gücü (akkomodasyon) sayesinde büyütücü sisteme gerek kalmaz. Baktıkları cismi yakınlaştırıp göz merceklerinin kırma gücünü arttırarak net görüş temin edebilirler. Diğer büyütücü sistemleri aşağıdaki şekilde liseteleyebiliriz.

GÖZLÜKLER

AVANTAJLARI

Eller serbesttir

Geniş görme açısı vardır

Uzun süreli okuma mümkündür

Tek veya çift taraflı uygulanabilir

Uygulama kolaydır DEZAVANTAJLARI

Okuma merkezi sabittir

Okuma mesafesi yakındır

Belirli vücut şekli gerektirir

Işığı kısıtlar

AZ GÖRMENİN FİZYOLOJİK ETKİLERİ

ÇOCUKLUK DÖNEMİ

Görme engelli çocuğun gelişimi görme bozukluğunun derecesi nispetinde etkilenir. Olan görme ne derece iyi ise ve çocuk bu görmeyi ne denli iyi kullanıyorsa gelişim o nispette iyi olacaktır. Görme rahatsızlığının başlangıç yaşı, etkeni ve seyri gelişmeyi etkiler. Etkilenen gelişim basamaklarını psikomotor gelişim, kavram gelişimi, duygusal gelişim diye sıralayabiliriz. Görme engeli sonunda içinde bulunduğu fizik ve sosyal çevreden bilgi alamayan, bulunduğu ortamda hareket için motive olmayan, aile ve yakın çevresi ile duygusal iletişime giremeyen çocuk, gören yaşıtlarına göre daha geç yürür, geç konuşur, duygusal yönden apatikdir. Çocuğu ile göz teması kuramayan anne yılgınlığa uğrar, psikolojik çöküntü yaşar.

Yüksek derecede görme engeli olan ve kör çocuklara erken çocukluk döneminde işitme, koku alma, tat alma ve dokunma duyularını en iyi şekilde getiştirecek programlar uygulanmalıdır. İlave engeli olan özellikle cerebral dysfonksiyonu olan çocukların re/-habilitasyonu salt görme engelli çocuklara göre daha farklıdır. Muhtelif gelişim basamaklarında görme engelli ve ilave engeli olan çocukları re/-habilite edecek kişilerin aile-göz doktoru-fizyoterapist ve çocuk gelişimcilerin mutlaka teşhisden sonraki bu erken dönemde devreye girmesi ve birbirleri ile sürekli iletişim içinde olmaları şarttır.

GENÇLİK DÖNEMİ

Daha önceden hiçbir bulgu yok iken aniden 10 yaş ve yukarısında görme bozulabilir. Özellikle optik sinir atrofisi, dejeneratif retina hastalıkları bu dönemde sık görülen nedenlerdir. Bunun sonucunda gencin okul yaşamı, meslek seçimi ve psikolojik durumu etkilenir. Görme engelli gence büyütücü sistemler ve diğer yardımcı yöntemlerle olan görmesini en iyi şekilde kullanması öğretilir. Psikolog-göz doktoru-aile ile işbirliği yapılarak gencin yeni durumuna adapte olmasına yardımcı olunur.

ERİŞKİN VE YAŞLILIK DÖNEMİ

Erişkinde ani olarak gelen görme engelli olma ailede, mesleki yaşamda ve sosyal çevrede derin izler bırakır. Ailenin, yakın çevrenin, çalışma arkadaşlarının yeni durumu karşılayış şekli az gören erişkinin toplumdan izole olma derecesini ve re/-habilitasyon çalışmalarına katılımını önemli derecede etkiler. Görmenin azalması ile hareket kabiliyeti azalan, özel işleri için başkasına muhtaç olan erişkine psikolojik destek şarttır. Meslek yaşamında karşılaşılan güçlükler, gelir seviyesini etkilerse tablo daha da vahimleşir. İşyerinin görme engelliye göre ayarlanması ve yardımcı optik sistemlerle birçok vakada kendi mesleğine ve işyerine devam edebilmesi sağlanmalıdır.

İleri derecede az görenler ve körler için yeni meslek eğitimi çalışmaları başlatılmalıdır.

İleri yaşta görme engelli olan yaşlıda sıklıkla işitme kaybı, tremor artrit gibi rahatsızlıklarda görülür. Bu durumlar re/-habilitasyon çalışmalarını zorlaştırır. Bu gibi durumlarda mutlaka ilgili branşlarla birlikte çalışarak az görenin toplumdan izole olması engellenmelidir.

TÜRKİYE’DE GÖRME ENGELLİLERE YAKLAŞIM KONUSUNDAKİ DÜŞÜNCELERİ

Gerek tıbbi, gerek cerrahi tedavi yöntemlerinde 21. ve 22. yüzyıldaki gelişmeler yaşam sürecini ve yaşam kalitesini arttırırken toplumda yaşlı nüfusun çoğalmasına da neden olmaktadır. Gelişmiş ülkelerin tersine az görme ve görme engellilik ülkemizde genç nüfusun sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dış ülkelerde gördüklerim ve öğrendiklerim sonrasında kendine şu soruları soruyorum:

Toplum sağlığı açısından ülkemizde görme engellilik ve bunun toplumda yaratacağı ekonomik ve psikososyal sonuçlar yeterince bilinmekte midir?

Cevabım hayırdır. Bu konunun çözümü için gerek üniversitelerin toplum sağlığı kürsülerine, gerek sosyal bilimcilere ve medyaya çok önemli görevler düşmektedir. Gelişmiş Avrupa Ülkeleri’nde ve A. B. D’de bu sorun çözülmüştür.

Görmenin sağlığı ile ilgili meslek grupları ve sağlık programlarında bu konuya yeterli derecede ağırlık verilmekte midir?

Gerek ülkemizde gerek gelişmiş ülkelerde bu sorunun cevabı hayırdır. Görme re/-habilitasyonu gerek göz hekimliği gerek hemşirelik gibi konu ile direkt ilgili sağlık kurumlarınca yeterli şekilde öğretilmemekte, konunun önemi gözardı edilmektedir.

Ülkemizdeki görme engelli çocuklarımıza yeterli şekilde ulaşabiliyor muyuz?

Cevabım hayırdır. Dünya Sağlık Teşkilatı, ülkemizdeki görme engellilik oranını %0, 4 olarak vermektedir. Son nüfus sayımı sonrasında 15 yaş altındaki nüfusun genel nüfus oranı %30 olarak verilmiştir. Bu hesapla 65. 000. 000’un 19. 500. 000’i 15 yaşın altındadır ve 78. 000 çocuk görme engellidir. Ülkemizdeki görme engelliler okuluna devam eden çocuk sayısı 10. 000 civarındadır. Bu durumda binlerce görme engelli çocuğumuz temel hakkı olan eğitimden yararlanamamaktadır. Gelişmiş ülkelerde bu sorun Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları’nın koordineli çalışması ile çözülmüştür ve her görme engelli çocuk kayıt altına alınmıştır.

Ülkemizde görme engelliler ve re/-habilitasyonları konusunda atacak çok adım vardır. Burada görev Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları’na, Sivil Toplum Örgütleri’ne, Sosyal Bilimcilere ve onların sesi olacak medyaya düşmektedir. Kanımca bu konuda atılacak her adımın mükafatı sosyal, özgüvenli, bağımsız görme engelli bireyler olacaktır.


Az görenler ile ilgili sayfalar AYAN AZ GÖRENLER MERKEZİ Yöneticisi Doç. Dr. Nazan Baykan tarafından hazırlanmıştır.

Doç. Dr. Nazan Baykan