NEDEN SONUÇ
NEDEN SONUÇ
Hersey neden sonuç iliskisiyle açiklanamaz belki de! Belki de neden ve
sonuç denilen sey basit bir tesadüften baska bir sey degildir. Arapçada
tesadüf kaza anlamina geliyormus. Neden sonuç iliskisi aslinda “kaza”dan
baska bir sey degildir belki de. Bende bugün bir “kaza” yaptim; gökyüzünü
bu denli çok sevmemin nedeni buldum! Yüreginde engin bir berraklik
bulamayan ben; ne zaman basimi gökyüzüne çevirsem aradigimi
buluyorum. Gökyüzünde huzuru, dinginligi, serinligi buluyorum! Içimdeki
firtinalarla boy ölçüsemiyor gökyüzünün firtinalari; ya da hiçbir hortum
yüregimdeki hortum kadar yikici degil. Yüregimi yine alt-üst
olmus; paramparçalik hissiyle kaplaniyor ve ben gökyüzünden bir kesiti
görebilmenin ferahligiyla nefes alabiliyorum. Gögüs kafesim yüregimi
yerinde tutamayacak kadar zayif ve aciz kaliyor. Birikmis! Yüregimde ne
çok aci birikmis. Gözlerimden yas olup aksalar belki içime akittigim
gözyaslari yüregiminde yikici sellere dönüsmeyecek, son dayanak
noktami; barajlarimi yerle bir etmeyecek. Nasilda hizla akiyor ve nasilda
yikici! Aglamak barajlarin su sevyesini ayarlamak gibi birsey
artik! Hüzünlerimden ben sorumluyum; ama yalnizca ben mi? Içimde yasadigim
nesnel kosullar sorumlu degil mi, içinde yasadigim toplum sorumlu degil
mi? Acilarimin çözümü iyimser idealistlerin dedigi gibi gerçekten benim
elimde mi? Yasami yalnizca bir insan etrafinda tanimlama hatasina düsen
postmedernlerin en büyük hatasi bu tanimlari degil mi? Toplumun bireyin
varligindaki öneminin yadsinmasi! Günlerce, aylarca kafa yorup kesfettigim
sorunlarimin çözümleri gerçekten bende mi? Insanlarin kendi çikarlari
ugruna herseyi yok edebilmeyi mübah saydiklari bu çarpik toplumsal olma
bilinci; sorunlarimi çözmem için; ya da daha küçük bir istek
olan; sorunlarimi dile getirmem için bana izin verir mi? Yoksa; tabiatin
en ilkel ama en geçerli olan ‘güçlü zayifi ezer’ ilkesi midir geçerli
olan? Neden ben bogulacak gibi oluyorum? Neden çaresizlik
psikolijisindeyim ve oturmus agliyorum. Bu benim ruhsal rahatsizligimdan
mi kaynaklaniyor; ya da birileri mi bunu bana ögretti; ya da gerçekten
böyle bir durum var mi? Ben üçüncüsünün durumu dogru bir biçimde ifade
ettigini ve bunu tüm dünya da hakim oldugunu düsünüyorum. Globalizim kendi
zaferini ilan ettigi için; yerel tespitlerin genel içinde dogru olma
olasigi çok yüksek. Globalizm ya da tüm dünyanin birbirleriyle çok siki
iliskiler kurmasi; birlesmesi insanligin en büyük düsü degil mi? Peki
küresellestik diye neden mutsuzum ben, benim arkadaslarim; ülkemin
insanlari, Bosna halklari, Etopya halki, Çin halki, dünya halklari neden
mutsuz. Pop müzik konserlerinde bayilan genç kizlari; futbol maçlari
izleyerek kendini uyusturan su büyük erkek cenahini anlamiyorum. Neden
Hollywood’un düs ticareti bu kadar çok is yapiyor. Harlem’i merak ediyorum
ben; evsizleri, Kizilderileri merak ediyorum. Nedir bu “Hint
fakiri” olayi; bunu merak ediyorum. Açliktan agzi kokan devletlerin
birbirlerini büyük bir vahsetle yok etme çabalarini anlamiyorum. Altinin,
petrolün ya da bu listeyi hiç uzatmadan maddi dünya mallarinin insandan
daha önemli ve degerli olmasini anlamiyorum. Kendimize yarattigimiz
teknolojik esareti anlamiyorum. Yasadiginin farkina bile varmadan bile
yasayan insanlari anlamiyorum. Insanin sahip olma paranoyasini
anlayamiyorum. Anlamadigim ne çok sey var! Peki anlayan var mi?
Bu kadar soru karsisinda aklim karisiyor; yüregim sikisiyor; bir
aydinlik; bir ferahlik, huzur ariyorum; ve basimi yukariya
çeviriyorum. Orada cevaplari yok kuskusuz ama dinginlik var; berraklik…
Nosce te ipsum!
Yorumlarınızı esirgemeyin!
Umut ERSAL


Comments
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın