KAPADOKYA

Filiz Kımıllı
 
Büyüleyici bir güzellik:
Dünyanın yedi harikasından ikisini; Bodrum-Halikarnas Mausoleumu’nu(*), Efes Artemis Tapınağı’nı(**) yüreğinde barındıran Anadolu, herhalde sekizinci harika olarak bize peri bacalarını sunmuş olmalı…
İslâm ve Hıristiyanlık ile ilgili eserlerin içiçe güzel bir sentez oluşturduğu, değişik ülkelerden akın akın turist çeken bu sihirli yöremizi hala görmediyseniz biraz acele etmelisiniz!..

Gördüğünüz güzellikler karşısında daha önce gelmediğinize üzüleceğinizi garanti ederim… Ha! Unutmadan fotoğraf makinanız ve varsa kameranız hep sizinle olmalı… Güneşten korunmak için şapkanız da olmalı…

Nevşehir-Kayseri-Niğde üçgeni içindeki Kapadokya bölgesine gitmek için Ankara otobüs terminalinden günün her saatinde otobüs bulmak mümkündür.

Nevşehir, Ankara’ya 230 km. uzaklıktadır. Ankara, Kırıkkale, Kırşehir güzergahını izleyerek Nevşehire ulaşabilirsiniz. (Bu arada yol üzerindeki Hacı Bektaş Veli dergahına uğramanızı da öneririm. Anadolu’daki Tasavvuf hareketinin öncülerinden olan, Bektaşilik Tarikatının biçimlenmesine, yeniçeri ocağının kurulmasına manevi katkıda bulunan Hacı Bektaş Veli’nin kasabasında onun çilehanesini, müzesini, dergahını da görebilirsiniz…)

Kapadokya paleolitik devirden itibaren Neolitik, Kalkolitik, Bakır çağı, Asur Ticaret Koloni, Hitit, Frig, Pers, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirlerine evsahipliği yapmış bir bölgedir.

Kapadokya sözcüğü; Persler’in bölgeye “Güzel Atlar Ülkesi” anlamında kullandıkları “Katpatuka” adından gelmektedir.

Oluşumu 60 milyon yıl öncesine dayanan, 11 milyon yıl önce faaliyette olan Erciyes (3916 m.) ve Hasan Dağı (3253 m.)’nın püskürttüğü volkanik küller, erozyonlar bölgede fantastik görünümlü eşsiz doğa harikaları peri bacalarını meydana getirmiştir.

30-40 metreyi bulan bu ilginç oluşumların bazıları elele tutuşmuş pelerinli hıristiyan kesişlerini andırır görünümleri çağrıştırdığından mıdır bu isimle anılır bilinmez ama gerçek olan Anadolu’daki ilk Hıristiyanların; Roma istilasından, arap akınlarından kaçarak gizli gizli ibadet etmeleri bu bölgeyi mistik ve sanatsal bir hava içerisine sokmuştur.

M.S. 3. y.y. da Hıristiyanlığın dini merkezi haline gelen Kapadokya’nın baş şehri Kayseri’dir (Caesoria). Bu devirde bölgede iki görüş hakimdir. Birincisi, sessizce kendi köşelerinde insanlardan ve dünyadan uzak ibadet etmek, ikincisi ise toplu halde yaşamak, çalışmak ve ibadet etmek isteğidir. Bu sebeple Göreme ilk yerleşim yeri olmuş, insanlar kolay şekil alabilen tüf kayaları oyarak evler, kiliseler, manastırlar, keşiş hücreleri, şapeller (küçük kilise ya da dua nişleri) yapmışlardır. M.S. 4. y.y. da ilk dini kolonileri oluşturmuşlar ve yine M.S. 642 yıllarında başlayan Arap akınlarından korunmak için Kaymaklı, Derinkuyu, Özkonak ve Ovaören yeraltı şehirlerini kurmuşlar ve buralarda yaşamlarını sürdürmüşlerdir.

Göreme Açıkhava Müzesi Nevşehir’e 12 km. uzaklıktadır. Peri bacalarının en yoğun olduğu bölgedir. Ürgüp’e ve Avanos’a olan yakınlıklarıyla burada gecelemeniz zaman tasarrufu açısından daha uygun olacaktır. Çünkü Göreme tam merkezdedir.

Buraya geldiğinizde mutlaka güneşin batışını Milli parkın üzerindeki tepeden izlemenizi, görüntüleri sevdiğiniz bir klasik müzik eşliğinde kameraya almanızı tavsiye ederim. Müzik için arabanızın teybini kullanabilirsiniz. (Ben öyle yaptım…)

Göreme Açık Hava Müzesi’nin girişinden itibaren sağlı sollu kiliseleri gezmeye başlarken ayağınızda rahat bir ayakkabı olmalı… Bazılarının içlerine girmek için demir merdivenleri tırmanmanız, bazılarında daracık koridorlardan geçmeniz, gerektiğinde eğilerek yol almanız kaçınılmazdır. Tıpkı saklanbaç oynar gibi. Oldukça keyifli geliyor insana…

Atnalı kemerli girişlerden geçip ana mekana geldiğinizde duvarlardan, kubbelerden size bakan fresko (duvar resmi)’larda Hz. İsa’nın, azizlerin, meleklerin tasvirlerini göreceksiniz. Hz. İsa’nın yaşamı konu olan bu ikonalar (dini resim) bir dönem dini baskılar sebebiyle yasaklanmıştır (İkonaklast dönemde). Bunların yerini sembolik figürler almıştır. Duvarlarda haç, balık, horoz, tavus kuşu, kuzu, iyi çoban tasvirleri yeralmıştır. Resimlerdeki renklerde canlılık görülür. Kiremit kırmızısı, mavi, kahverengi, sarı, beyaz renkleri yoğun olarak kullanılmıştır. St. Barbara, Tokalı Kilise, Karanlık Kilise, Yılanlı, Elmalı, Soğanlı Kiliseleri bölgenin önemli Kiliselerindendir. Plan tipleri genelde yalındır. Çarıklı Kilise iki sütunlu, çapraz tonozlu ve demirbasamakla çıkılan bir kilisedir. Tokalı Kilise; Göreme bekçi kulübesinin hemen altındadır. Avcılar yolunun sağındadır. En geniş mekanlı kilisedir. Beşik tonozlu narteks ile enlemesine ket nefli ana mekândan oluşur. Göreme Milli Parkı UNESCO’nun doğa mirası listesinde yer almaktadır.

Panoromik görüntüsüyle Üçhisar’da fotoğraf çekmeniz için ideal bir yer. Buralarda yol kenarında Neşehirli bayanların el emeği ürünlerini, minyatür peri bacalarını özellikle de sevimli bez bebeklerini görüp, satın alabilirsiniz. Ya da size de uğur getirebilecek yedi minik mermerden yakpılmış fil heykellerini…

Alışveriş bittiyse (fiyatlar çok uygun) şimdi biraz soluklanıp bu ilginç taş oluşamların güneşle flörtüne, rüzgarla dansına şahit olmalısınız… Uçsuz bucaksız bozkırda, Kapadokya’dasınız işte!..

Roma döneminde “Vanesia” adıyla anılan Avanos da Göreme bölgesindedir.

Nevşehir’e 20 km. Ürgüp’e 12 km.dir. Kırmızı balçıktan yapılan çömlekleri ile tanınır.

Yanyana dizili çömlek atölyelerini gezerken sizi çömlek tezgahına oturtmak isterler… Hadi içinizdeki sese kulak verip biraz cesaret… İşte tezgahın başındasınız!…

Ayağınızla yavaş yavaş tezgahı çevirirken, elinizi ıslatarak size verilen çamura şekil vermeniz şayet başarılı olursa; yüzünüzde mutlu bir gülümseme ve size armağan edilen o eşsiz eseriniz…

İlginç çömlekler, minik objeler satın alabilirsiniz. Fiyatlar oldukça uygun…

Ürgüp’e gelince taş evlerinden etkileneceksiniz!

Yamaçlara oyulmuş, bir tarafı taştan inşa edilmiş, ön tarafı eyvanlı (üç tarafı ve üzeri kapalı, bir tarafı avluya açık mekan) içiçe geçmiş taş evler.

Binbir gece masalları gibi bahçesinde değirmen taşları, testileri, kuşların gezindiği, çiçeklerin size poz verdiği Ürgüp evleri..

(Ürgüp Müzesi pazartesi hariç her 8.00 – 17.00 arası açık)

Ürgüp’e 5 km. uzaklıktaki Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalma Ortahisar’daki kaleye tırmanmayı göze alırsanız eğer yine bir panoromik görüntü ile başbaşa kalırsınız. Kaleye çıkamayanlar aşağıdaki kahvede çaylarını yudumlayabilirler.

Kaymaklı ve Derinkuyu ilçelerinde yeralan insan zekasının ve becerisinin yarattığı yeraltı şehirlerini gezerken sayısız geçitleri ve onların sağında solunda oyulmuş odaların, havalandırma bacalarının, şapel ve kuyuların olduğuna şahit olacaksınız.

Savunma ve saklanma kaygısının dışında, buralarda hiç rutubet olmaması, ambarlarında ürünlerini rahatlıkla saklayabilmeleri onların tüf kayaları oyarak bu şehirleri meydana getirmelerine sebep olmuştur.

Bu şehirlerin girişleri değirmen taşı gibi ağır bir kaya ile kapatılarak korunma sağlanmıştır.

Buralara gelip de vadilerin en güzelini gezmemek olur mu? Jeolojik zamanlardaki çöküntülerin oluşturduğu Ihlara Vadisi, Aksaray’a 45 km. uzaklıktadır. Vücut performansınızı ölçmek istiyorsanız hazır olun, oldukça fazla sayıdaki merdiven basamakları sizi düşsel aleme götürecektir. eski adı “Peristremma” olan 14 km uzunluğundaki Ihlara Vadisi’ni baştan başa kateden Melendiz Çayı, Ihlara Kasabası’ndan başlayarak yer yer kanyonu 100-120 mt. derinlikle yararak Tuz gölüne kadar uzanır. Yemyeşil vadinin iki tarafında birçok kilise keşfedilmeyi bekliyor. Ziyarete açık olanlar; Ağaçaltı Kilisesi, Purenliseki Kilisesi, Sümbüllü kilise, Kokar Kilise, Yılanlı Kilise’dir. Bizans döneminin kapalı veya açık Yunan haçı planlı, freskolu kiliselerinde inzivaya çekilmiş, dünyevi hayattan vazgeçenlerin izlerini görmek ilgi çekici olacaktır.

Kapadokya’da gezilecek, anlatılacak öyle çok yer var ki… Burası için bir hafta sonu yeterli olmayacaktır.

Gerçek bir nostalji isterseniz eğer, içleri peri bacaları gibi dekore edilmiş otellerden birinde geceleyebilirsiniz… Minik oyulmuş rafları, pencereleri, ortada sinili sehpaları, bembeyaz dantelli çarşafları…

Bir de mutlaka Kapadokya’nın olmazsa olmazlarından Şarap evleri gezintisi…

Size ikram edilen şaraplarla edineceğiniz, şarap fermantasyonu bilgileri, mahzenleri ve özel günlerin rose şarabı…

Bu düşsel bölgede, güzel anlar, resimler, şarabın buruk tadı, özel kabak çekirdeği, kara üzümü…

Kimbilir belki de Kapadokya semalarında yapabileceğiniz rengarenk balon gezintisi… Seçim size kalmış.

O halde;

“Hüznü kazıyıp atın yüreğinizden,
Sevgiyi yerleştirin yerine öbek öbek…
Bir de gezginliği ruhunuza…”

Hoşçakalın…


Sizlerde Gezdiğiniz yerleri bizimle paylaşabilirsiniz. Yazılarınızı: bilgi@dergimiz.biz adresine yollayabilirsiniz…