İSTİSMAR VE DİLENCİLİK – Bölüm 1

İstismar bir hakkı, güveni veya görevi kötüye kullanmak, bazı olgu ve değerleri kendi amaçları doğrultusunda yönlendirmek şeklinde tanımlanabilir. Tarihte çok şey istismar edilmiştir. Günümüzde bazı insanlar belli değerlerin arkasına sığınarak yolunu bulabilmekte, kötü amaçlarını ustaca kamufle edebilmektedir. İstismarı en müsait olan konular din, demokrasi, hürriyet, kadın hakları, eşitlik, ülkemiz açısından Atatürkçülük vebenzeri genel kabul gören değerlerdir.
İstismarı bazen kişiler bazen de resmi veya özel kuruluşlar yapabilmektedir. Ben konumuz özürlüler olduğu için bu alandaki istismara temas edeceğim. Toplumda her zaman sakatlığını kullanarak dilenen veya bazı haklar öne süren insanlara rastlamışsınızdır. Cami önlerinde açıktan dilenenler yanında güya bir şeyler satıyormuş görüntüsüyle modern dilencilik yapanları da görmüşsünüzdür. Tebarekeler, Yasinler buyrun ama kardeşinizi görün tarzında sesleri sıklıkla duyabilirsiniz. Yine özrünü teşhir ederek bir yol kenarında sessizce duran ve toplayanlara da rastlamışsınızdır. En acısı aydın olduğu zannedilenlerin bu tarz davranmasıdır. Bir gün Sincanda bir camide namaz kılıyoruz. Namazın sonunda farklı bir ses pek tecvit kurallarına da uygun olmayan bir şekilde aşir okumaya başlar ve Fatiha demeden önce Biz İstanbulda ikamet eden, işsiz, dar gelirli bir grup görmeyeniz. Kendi imkanlarımızla İlahi kasetleri doldurduk; arkadaşımız kapının önünde bunlardan satışa sunacak Allah rızası için almanızı talep ediyoruz ilanı. Şaşırdık. Allah için namaza mı geldiniz, kaset satmaya mı? Eğer kaset satıyorsanız ama ve işsiz olduğunuzu belirtmeniz zorunlu mu? Ticari bir işlemde Allah rızası olur mu? Biz dışarıda bu yapılanın özürlüleri rencide eden ve ve din duygularını sömüren kötü bir uygulama olduğunu söylediysek de bir şey anlatamadık. Hatta bazı cemaat bizi onları kıskanan açgözlüler zannetti.
Yine özellikle büyük şehirlerin işlek yerlerinde işportacılık yapan görmeyenleri bilirsiniz. Aceba ne kadarı ve ne şekilde ticari kurallara uygun çalışmaktadır? Kılık kıyafetleri, reklam tarzları, dikkat çeken mimikleri diğer esnafla aynı mı? Gerçekten sattıkları malın hakkını alıyor ve paranın üstünü ödüyorlar mı? Müşteriler onlardan alışverişi ihtiyacı olduğu için mi yoksa bir görmeyeni desteklemek için mi yapıyorlar?
Buralarda güya işportacılık yaparak birkaç ev alan, kendisine iş bulunduğu halde işi terkedip işportacılığa dönen ve orada bir ayda kazanacağımı burada üç günde alıyorum diyen kimseler tanıyorum.
Sizce derneklerimiz bu tip özürlülerle yeterince mücadele ediyor mu? sokaklarda bu kötü görüntüler devam ederken bizlerin toplum nazarında iyi ve itibarlı bir konuma gelmemiz mümkün mü? Gerçekten mecbur olduğu için dilenen veya işportacılık yapanlarla bu işi istismar eden asalaklar ayrılamaz mı? Bu konularda hangi örgüt kapsamlı ve çözümleyici projeler geliştirip belediye ve içişleri bakanlığıyla koordineli bir şekilde çalışmalara başladı? Bir sonraki yazımda istismar ve dilenciliğin örgütsel yönüne hafiften dokunmaya çalışacağım. Asıl acı olan da orası. İnşaallah yöneticilerimiz bizleri rencide eden bu meseleler üzerine ciddiyetle eğilir de daha onurlu ve istikbali açık bir yöne doğru ilerleriz.

İsmail ÇAKICI