İNTERNET, ÖĞRENME VE EĞİTİM ÜZERİNE BİR DENEME*

Prof.Dr. Ahmet DUMAN**

 

Türkçe karşılığını bulamadığımız internet sözcüğü netlerin neti, ağların ağı (network of networks) ya da tüm dünyadan yüzbinlerce bilgisayar ağının bilgiye erişilmesi amacıyla birbirlerine bağlanmalarından oluşan bir ağ olarak tanımlanabilir. Günümüzde yaklaşık 45 000 bölgesel, ulusal ya da uluslararası ağ yoluyla yine yaklaşık 200 ülkeden 30 milyonun üzerinde insanı ilgilendiren internet (Gray 1997), eğitimcilerin üzerinde önemle düşündüğü/düşünmesi gereken bir olgu haline gelmiştir. İnternet öğrenme ve eğitim kavramlarına yeni açılımlar getirebilecek, bu kavramların yeniden gözden geçirilmesini gerekli kılacak bir potansiyel güç olarak durmaktadır karşımızda. İşte tam bu noktada öncelikli olarak karşımıza aşağıdaki üç soru çıkmaktadır: İnternet geleneksel öğrenme ve eğitim anlayışları ve buna koşut olarak geleneksel eğitim dizgelerinin yapısı, ortamı ve işleyişi üzerine ne gibi etkilerde bulunabilir? İnternet, öğrenme ve eğitim ile ilgili kavramlar üzerinde nasıl bir etkiye sahip olabilir? Yaşamboyu öğrenme (lifelong learning) ve öğrenme toplumu (learning society) gibi kavramlarla internet nasıl ilişkilendirilebilir?

 

Bu bildirinin amacı Türkiye’de oldukça yeni olan internet ile yaygın bir kullanıma sahip olmayan yaşamboyu eğitim, yaşamboyu öğrenme, yaşamboyu öğrenen, bilgi okuryazarı ve öğrenme toplumu gibi kavramların ilişkilendirilmesi ve yukarıdaki üç temel soruya yanıtlar bulmaya çalışarak internet, eğitim ve öğrenme üzerine akademik bir diyaloğun başlatılması ve yoğunlaştırılmasına katkıda bulunmaktır.

 

Geleneksel eğitim ve öğrenme anlayışında öğrenci öğretmen/öğretim elemanı tarafından doldurulmayı bekleyen boş bir kap ya da boruya benzetilir. Öğretmen/öğretim elemanından bilgiyi gelip akıtması/sunması beklenirken öğrenciden sunulan bilgileri emmesi/soğurması (absorb) beklenirdi. Bu anlayış zamanla değişim göstermekle beraber daha az gelişmiş toplumlarda hala büyük ölçüde geçerliliğini korumaktadır. İnternet bu değişimin hızlanmasında çok etkin bir rol oynamakta en azından oynayabilecek potansiyele sahip olma konumundadır. Güdümlü öğrenme (strategic learning), kendi-kendine ya da öz yönelimli öğrenme (self-directed learning), etkili öğrenme (effective learning), deneyime dayalı ya da yaparak öğrenme (experiential learning), yaşamboyu öğrenme, bağımsız öğrenme, kaynağa dayalı öğrenme (resource-based learning), vb. kavramlar internetin ortaya çıkması ve yaygınlaşmasından önce de vardı. Ancak bu noktada altı çizilmesi gereken iki nokta vardır. Birincisi, internet bu ve benzeri kavramların artık bir ütopya olmadığını, tersine bu kavramların yaşamın bir parçası ve gerekliliği haline gelmekte olduğunu göstermesi açısından son derece önemlidir. İkincisi, internet yeni kavramların doğmasına neden oldu. Örneğin, online ya da sanal (networked) öğrenme, eşzamansız (asenkron) öğrenme, sanal üniversite, bilgi okuryazarlığı (information literacy), araştırma yetiştirimi öğretim modeli (inquiry training model of instruction) vb.

 

 

 

*

Bu makale 21-23 Kasım 1997 tarihleri arasında ODTÜ’de düzenlenmiş olan 3.Türkiye’de İnternet Konferansında sunulan bildiriye dayalı olarak hazırlanmış olup Bilim ve Ütopya (Temmuz 1998) ve Cumhurıyet Bilim Teknik (19 Aralık 1998 sayı:613) dergilerinde yay

ımlanmıştır.

**

Ankara Üniversitesi, E

ğitim Bilimleri Fakültesi.

E-posta:

duman@ education.ankara.edu.tr

 

Başdöndürücü bir hızla değişen ve gelişen günümüz toplumunun betimlenebilmesi için bilgi toplumu, modernötesi toplum, öğrenme toplumu, risk toplumu, özedönüşlü toplum vb. nitelemeler kullanılması gereği ortaya çıkmış, ve bu toplumu oluşturan bireylerin gereksinimleri, iletişim biçimleri, eğlence anlayışları, değer yargıları ve anlayışları da değişmiş ve değişmektedir. Artık bu bireylerin sunulan bilgiyi sadece emmek/soğurmak yerine yeni bilgileri aramak, bulmak, seçmek, sınıflandırmak, tümleştirmek ve bu bilgilerden yeni bilgiler üretmek ve bunları yaşama aktarmak için işlevsel olarak kullanmaya gereksinimleri vardır. Hiç şüphe yok ki bu değişimin temel nedeni bilginin üretim, dağıtım, ulaşım, tüketim ve yeniden üretim yol ve yöntemlerindeki meydana gelen baş döndürücü değişme ve gelişmelerdir. İşte internet bu gelişim ve değişimin en somut göstergelerinden birisi olarak durmaktadır karşımızda.

 

Sözünü ettiğimiz bu büyük değişime geleneksel eğitim, öğretim ve öğrenme anlayışı ile ayak uydurabilmek neredeyse olanaksız hale gelmiş bulunmaktadır. Geleneksel geleneksel eğitim, öğretim ve öğrenme anlayışına karşı 21.yy’ın anlayışı ortaya çıkmaktadır. Şekil 1 bu iki anlayışı karşılaştırmaktadır.

 

ŞEK

İL 1

 

GELENEKSEL EĞİTİM VE 21.YY EĞİTİM VE ÖĞRENME

ÖĞRENME ANLAYIŞI ANLAYIŞI

 

 

 

Öğretmen Kolaylaştırıcı (facilitator)

 

Edilgen, ö

 

ğretilmeyi bekleyen ve Etkin, öğrenme sorumluluğu alan ve

bilgiyi paket eden bir ö

 

ğrenci bilgiyi araştıran bir öğrenen

Öğretmen merkezli Öğrenci/öğrenen merkezli

 

 

 

 

Okuryazar Bilgi okuryazar

 

ı

Ders kitab

 

ı ana kaynak Çok çeşitli kaynaklar

Ürünü temel alan Süreci temel alan

Nicel de

 

ğerlendirmeye dayalı Nicel ve nitel değerlendirmeye dayalı

Ö

 

ğrenme Öğrenmeyi öğrenme

Okulla s

 

ınırlı seçkinci bir eğitim Herkes için yaşamboyu bir eğitim

 

Geleneksel eğitim ve öğrenme anlayışında iki temel öge olan öğrenci (student) ve öğretmen (teacher) kavramları, öğrenen (learner) ve kolaylaştıran (facilitator) olarak değişime uğramışlardır. Bu durumda hala ağırlıklı olarak kabul gören öğretmen merkezli (teacher-centred) öğretim/öğrenme yaklaşıma karşı ileri sürülen öğrenci merkezli (student-centred) öğretim/öğrenme yaklaşımına bir de öğrenen merkezli (learner-centred) yaklaşımın eklenmesi gerekmektedir. Geleneksel anlayışın “öğrenmesi”, yerini 21.yy’ın anlayışı olan “öğrenmeyi öğrenmeye” bırakmış bulunmaktadır. Aynı şekilde edilgen, öğretmenden öğretilmeyi bekleyen ve bilgiyi paketleyen öğrenci, yerini öğrenmede etkin olan, kendi öğrenme sorumluluğunu alan, araştırıcı ve bilgiyi keşfeden bir öğrenene bırakmış/bırakmaktadır. Yine gelenksel anlayışta var olan nicel değerlendirme ve ürüne yapılan vurgu yerini hem nicel hem de nitel değerlendirmeye ve sürece yapılan vurguya bırakmaktadır. Aynı şekilde ders kitabını ana kaynak kabul eden anlayış görsel, işitsel ve yazılı olan çok çeşitli kaynaklarla yer değiştirken seçkinci ve okulla sınırlı olan eğitim anlayışı yerini herkes için yaşamboyu bir eğitim anlayışına terk etmektedir. Doğaldır ki böylesine büyük değişimlerin olduğu bir eğitim anlayışında geleneksel okuryazarlık yerini bilgi okuryazarlığına bırakmaktadır.

 

Bilgi okuryazararı olan bir kişi:

Bilgiye ne zaman, nerede ve nasıl gereksinim olduğunu bilir

Bilginin doğru bir karar verme için gerekli olduğunu kabul eder

Sorunlara çözüm için gerekli olan bilgiyi sorularla çerceveleyerek tanımlar

Potansiyel bilgi kaynaklarını tanımlar ve yerlerini belirler

Başarılı tarama çalışmaları kullanarak bilgileri elde eder ve çözümler

Bilgilerin sorun ile ne kadar ilgili olduğunu, doğruluğunu ve niteliğini belirler

Bu bilgileri örgütler yani amaca uygun olarak kullanılabilmesi için saklanması ya da bir yerlere aktarılmasını yapar.

Bu yeni bilgileri var olan bilgilerle bütünleştirir

Ortaya çıkan bu tümleşik bilgiyi sorunu çözmede eleştirel bir anlayışla etkili olarak kullanır (Rakes 1996, Catts ve diğerleri 1997).

 

Diğer yandan ülkemizde yaygın olarak pek kullanılmayan yaşamboyu öğrenme ve öğrenme toplumu kavramları ile interneti ilişkilendirebilmek için öncelikle bu kavramlar üzerinde durarak akademik bir diyalog başlatmak gerekir. Yaşamboyu öğrenme kavramı, öğrenmenin beşikten mezara bir süreç ve insanın en temel gereksinimlerinden birisi olarak ele alınmasını öngörür. Bunun için, şekil 2’de ifade edildiği gibi, Maslow’un fiziksel, güvenlik, sevgi ve ait olma, öz-güven ve kendini gerçekleştirme olarak sınıflandırdığı insan gerksinimleri piramidine öğrenme gereksiniminin de eklenmesi gerektiği yönünde bir görüş eğitimbilimciler arasında hızla yayılmaktadır (Jarvis 1995).

 

 

Kendini gerçekleştirme (özgerçekleştirim)

 

Kendine saygı (özsaygı)

 

ÖĞRENME

Sevgi ve ait olma

 

Güvenlik

Fiziksel

 

 

ŞEK

İL 2

 

MASLOW’UN DEĞİŞTİRİLMESİ ÖNERİLEN İNSAN GEREKSİNİMLERİ PİRAMİDİ

GEREKSİNİMLERİ PİRAMİDİ

Dahası yaşamboyu öğrenen (lifelong learner) tiplemesi her toplumun ekonomik, kültürel, eğitimsel, teknolojik ve toplumsal koşullarına göre tanımlanmaya çalışılmaktadır. Örneğin, Candy ve diğerleri (1994) Avustralya’da lisans düzeyindeki bir eğitimle yetiştirilmesi öngörülen bir yaşamboyu öğrenen profilini şöyle betimlemektedir:

 

Araştırıcı ve sorgulayıcı bir kafa

Öğrenme sevgisi

Meraklı ve sorgulayan bir anlayış

Eleştirel bir ruh

Değişimleri izleyen bir anlayış ve öz değerlendirme

Helikopter vizyonu

Çalışma alanlarının karşılıklı ilişkililiği anlayışı

En az bir alanda bilginin nasıl elde edileceği ve o alandaki yöntembilimsel temel sınırlılıkların bilincinde olma

Geniş vizyon

Bilgi okuryazarlığı

En az bir alanda en son temel kaynakların nasıl elde edilebileceğini bilme

En az bir alanda araştırılabilir problemleri çerçevelendirebilme yeterliğine sahip olma

Bilginin eleştirel değerlendirilmesi

Bireysel etki/güç

Kendi kendisinin yeterli ve özerk olduğunu düşünme

Zaman kullanımı, yönetim ve amaç koyma gibi konularda kendi kendini düzenleyebilme becerilerine sahip olma

Öğrenme becerileri listesi

Kendisinin güçlü ve zayıf yanlarıyla tercih ettiği öğrenme biçiminin farkında olmak

Kendisini herhangi bir şekilde içinde bulduğu ortamlarda işe koşabileceği değişik öğrenme stratejilerine sahip olma

Derin ve yüzeysel öğrenme düzeyleri arasındaki farklılıkları anlama.

 

Buradan hareketle öğrenme toplumu (learning society) eğitimbilim alanyazınında (literature) sıkça duyulan, üzerinde tartışılan bir kavram haline gelmiştir. Öğrenme toplumu, öğrenme fırsat, olanak ve kolaylıklarının en geniş şekliyle ve herkes için yaşamboyu ulaşılabilir olduğu, içinde öğrenmenin derinlemesine kök saldığı/yerleştiği (embedded) bir toplum olarak görülmektedir. Öğrenme toplumu kavramının arkasına farklı mantıklar yerleştirilebilmektedir. Bunlar verimlilik, değişme, yaşamboyu eğitim ve öğrenen örgütün geliştirilmesi (Hughes & Tight 1995), öğrenme piyasası, öğrenme ağları, eğitilmiş toplum, yurttaşlık ve hakkaniyet ( Edwards 1995).

 

Ranson (1994) ise eğer öğrenme toplumu fikri geliştirilmek ve yaşama aktarılmak isteniyorsa değişmesi gereken 4 temel yapıdan söz eder. Bunlar: (a) Merkezi hükümet, (b) Yerel yönetimler, ( c) Okullar ve diğer eğitim-öğretim kurumları, ve (d) Ana-babalarla beraber yerel toplum. Bu 4 yapısal değişme alanı ile beraber eğitimin yönetiminin de şu 4 temel ilkeye göre oluşturulması gerekmektedir. Bunlar: (a) Kamu yararı, (b) Topluluğu ilgilendiren konularda kenttaş katılımını olanklı kılmak, ( c) Yenilikçi bir yerinden yönetim, ve (d) Çok yönlü saydamlık.

 

Hiç şüphe yok ki öğrenme toplumu kavramına eğitsel, toplumbilimsel, ekonomik ve siyasal bakış açıları mevcuttur. Bununla beraber öğrenme toplumu kavramı ile ilgili yorumlar Jarvis (1997) tarafından üç başlık altında ele alınmıştır:

Geleceğin toplumu olarak öğrenme toplumu.

Özedönüşlü toplum (reflexive)olarak öğrenme toplumu.

Bir piyasa olgusu olarak öğrenme toplumu.

 

Adına ne derseniz deyin (bilgi, öğrenme, risk, özedönüşlü ya da modernötesi) böylesi bir toplumda öğrenmeden çok ‘öğrenmeyi öğrenmenin’ güdümlü ve hem nicel hem de nitel olarak etkili (efficient & effective) bir biçimde (Weinstein 1996) öncelik ve önem kazanacağı açıktır. Ayrıca toplum öğrenme toplumu olurken toplumun kendisi yine öğrenmenin temel olduğu bir topluma doğru değişmeyi olanaklı kılacaktır. Bunun içindir ki öğrenme sözcüğünün ön ek olarak kullanıldığı yeni deyimler üretilmiş ve kavramlaştırılmaya çalışılmaktadır. Örneğin: öğrenen örgüt (learning organisation), öğrenen üniversite (learning university), öğrenen okul ve öğrenen belediye, öğrenen kent v.b. Toplum diğerlerini kapsadığı için learning society öğrenme toplumu olarak Türkçeleştirilirken diğerleri öğrenen örgüt, üniversite, kent vb. olarak Türkçeleştirilmesi daha uygun görülmüştür.

 

Tüm bu kavramsal düzeydeki tartışmalardan sonra internetin öğrenme ve eğitim-öğretim amacıyla kullanılabilirliği nedir? Ne yapılmalıdır bunun için? Hepimizin bildiği gibi dünyada internet elektronik posta, tartışma grupları/listeleri, WWW ve dosya transferleri yoluyla öğrenme ve eğitim-öğretimde kullanılmaktadır. Şurası unutulmamalıdır ki internet yapısallaşmış eğitim sorunlarını çözmede sihirli bir değnek değildir. Bir takım olası zararları ve yararları içinde taşıyan bir olgudur. İnternetin olası

yararlı ve zararlı yönleri şunlardır.

Yararlı yönleri:

Yeni öğrenme biçimlerini gündeme getirir.

Bağımsız ve özyönelimli öğrenme becerilerini geliştirir.

Çok değişik kaynaklardan milyonlarca sayfa bilgi kaynağı sunarak daha zengin bir öğrenme ortamının oluşmasına yardım eder.

Böylesine zengin bilgi kaynağı çok yölü öğrenmelerin deneyime dayalı olarak gerçekleşmesine yardım eder. Örneğin, bilgiyi aramak, bulmak, seçmek, sınıflamak, tümleştirmek, bu bilgilerden yeni bilgiler üretmek ve bunları yaşama aktarmak becerilere internet ile yaparak öğrenilebilir/öğrenilmek zorundadır.

Görsel ve işitsel kaynakların birlikte kullanılabilmesini kolaylaştırır.

Öğrenci-öğretmen arasındaki hiyerarşik yapıyı ortadan kaldırır. Klavyenin başına geçen herkes eşittir.

Yüzyüze iletişimin bazı olası olumsuzluklarını ortadan kaldırabilir.

Sağlıklı bir öğrenme için gerekli özgüven ve özyönelimin oluşmasına katkıda bulunabilir.

Bilginin sürekli artan bir hızla üretilmekte olduğu göstererek insanların var olan bilgiye karşı şüpheci ve eleştirel olmalarına yardım eder.

Sınıf arkadaşı, okul arkadaşı, panelist ve konferans katılımcısı gibi deyimler yerine ağdaş (netizen) kavramının kullanılmasını getirir.

Eğitim ve öğrenmenin yaşamboyu bir süreç haline gelmesine katkıda bulunur.

 

İnternetin bu olumlu yanlarına karşın olumsuz yanları da vardır. Bunlar:

Eğitimde halen var olan fırsat ve olanak eşitsizliğini arttırması.

Sınıf yönetiminin güçlüğü nedeniyle eğitsel amacı olmayan bazı internet materyaline, örneğin porografik web alanları, kolayca ulaşılabilir olması.

Eğitim amaçlı hazırlanmış sayfaların güvenliği ve güvenilirliği sorunu.

Bir takım teknolojik yoklukların internetin eğitim-öğretim amacıyla kullanılabilirliğini olumsuz bir şekilde etkilemesi.

İnternetin eğitim amacıyla kullanılabilmesi ciddi bir ön hazırlık yapılmasını ve düzenli bir sürecin planlanmasını gerektirmesi. Bu amaçla iyi bir soru ya da sorunun belirlenmesi, aytıntılı öğretim amaçlarının tanımlanması ve bu amaçlara uygun internet sayfalarının özenle seçilmesi hazırlık olarak yapılmak durumundadır. Daha sonra ise sürece girilmesi, sorunun sunulması, bilgilerin toplanması, değerlendirilmesi ve örgütlenmesi, soruya yanıtların geliştirilmesi ve açıklanması, tarama sürecinin çözümlemesi ve ortaya çıkan sonucun değerlendirilmesi gerekmektedir (Rakes 1996).

İnternetin eğitim-öğretim amacıyla kullanılabilmesini sağlayacak işgörenlerin yetiştirilmesinin ve işlendiriminin yüksek maliyet gerektirmesi.

Konusunu iyi bilen birisi tarafından çok iyi planlanmış bir ön hazırlığa dayalı olmayan internete dayalı bir öğrenme etkinliğinin başarısızlığa mahkum olması ve zamanın boşa gitmesi.

Yüzyüze iletişimin eğitbilimsel bazı avantajlarının ortdan kalkması.

Anadili ingilizce olmayanlara büyük oranda bu dili öğrenme zorunluluğu getirmesi. Aksi takdirde internette eğitim-öğretim amacıyla kullanılabilecek anadilde materyallerin hazırlanabilmesi için büyük yatırımların yapılması gerekliliği.

 

Tüm bu olumluluk ve olumsuzluklardan anlaşılacağı üzere internetin öğrenme ve eğitim-öğretim amacıyla kullanılabilmesi için öncelikle teknolojiye sahip olmak, sonra bu teknolojiyi kullanmayı öğrenmek ve geniş kitlelere öğretmek başka bir deyişle bilgi okuryazarı olmak, ve internetin bir öğrenme kaynağı haline getirilmesi gerekmektedir. Tüm bunlarla beraber internetin halen var olan cinsiyetler, kır-kent ve yoksul-varsıl arasındaki eşitsizlikleri hızla arttıran bir etmen olduğu göz önüne alınarak bu eşitsizliklerin nasıl en aza indirilebileceği üzerinde önemle düşünülmelidir. Aksi takdirde, Netscape’in kurucusu olan Marc Andressen’in Der Spiegel dergisinde (98/1) açıkladığı gibi, toplum elektronik güce göre birde bilgiye (information) sahip olanlar ve olmayanlar şeklinde ikiye bölünecek ve giderek orta sınıf ortadan kalkarak dünya arabalara, evlere, bilgisayarlara sahip olan profesyonellerle, sigortaları, iş güvenlikleri, pazarlık güçleri olmayan alt sınıflar arasında ikiye bölünecektir. İkinci grubu oluşturan geniş halk kitleleri internetin dışında kalacak çünkü bilgi teknolojileri bu kitleye ya pahalı gelecek ya da bu teknolojilerin kullanımı daha iyi bir eğitimi gerektirecektir (Bknz. Cumhuriyet Bilim Teknik, 14 Şubat 1998, s.18).

 

Son olarak ta interneti eğitim amacıyla kullanmaya heveslenirken bu teknolojileri bizim üretmediğimiz ve bizim sözlü kültürden yazılı kültüre geçemeden görsel kültüre geçen ve oradan da sanal kültüre geçmeye çalışan, gelişmekte olan yarı-çevre bir ülke olduğumuz gerçeği akıllarımızdan hiç mi hiç çıkarılmamalıdır.

 

KAYNAKÇA

 

Candy & Diğerleri (1994) Developing Lifelong Learners Through Undergraduate Education, Commission Report of National Board of Employment, Education and Training, No:28, Autralian Government Publishing Service: Canberra.

Catts, R, & Diğerleri (1997) “Information Literacy and Lifelong Learning” Paper Presented at the Conference of Lifelong Learning: Reality, Rhetoric& Public Policy, 4-6 July Guildford, England, Conference Proceedings pp.70-75.

Cumhuriyet, Bilim Teknik, 14 Şubat 1998, sayı:569.

Edwards, R. (1995) “Behind the Banner:Whither the Learning Society” Adults Learning,6:6:187-189.

Gray, D. (1997) “The Internet in Lifelong Learning: Liberation or Alienation?” Paper Presented at the Conference of Lifelong Learning: Reality, Rhetoric& Public Policy, 4-6 July Guildford, England, Conference Proceedings pp.132-139..

Jarvis, P. (1995) Adult & Continuing Education: Theory and Practice, Second Edition, Routledge: London New York

……… (1997) “Paradoxes of the Learning Society” Paper Presented at the Conference of Lifelong Learning: Reality, Rhetoric & Public Policy, 4-6 July Guildford, England, Conference Proceedings pp.175-181.

Hughes, C. & Tight, M. (1995) “The Myth of Learning Society” British Journal of Educational Studies, 3:sept.:290-304.

Rakes, C. G. (1996) “Using the Internet as a Tool in a Resource-Based Learning Environment” Educational Technology 36:5:52-56.

Ranson, S. (1994) Towards the Learning Society, Cassel: London.

Weinstein, C. E. (1996) “Learning How to Learn: An Essential Skill for the 21st Century Educational Record 74:4:49-52.