YA SİZ!!!

 

  Dönüp duruyordu yatakta. Ağır bedenini kaldırmadan yuvarlanıyordu ağırdan bir o yana bir bu yana…
  Güzel hayeller geçerdi kimi zaman kafasından. Kimi zaman da deliliğe vururdu. Olmadık sesler, gülüşler fırlatırdı anlamsız çıkan ağız dolusu homurtulardan…
 Saçları uzamış, sakallar desen o biçim olmuşlar…

   Yorgun bedeni hiç kalkmak istemiyordu. Öylesine anlamsız yatmak istiyordu… Ağrılar çoğalmış, artık birden fazla hap kesiyordu bedenine inen tekmelerin ağırısını…

   Zor da olsa kalktı. Sigara yaktı. Ciğerlerini patlatacak kadar çekti, tuttu içinde ve yuttu… Sigarayı pis içerdi. Bırakmazdı dumanı öyle kolayca dışarıya. “Zerresine kadar para saydım”derdi yarı sırıtık-şımarık…

   Bir türlü kokmasını engelleyemediği banyosuna girdi. İzmariti ezerek tuvalet deliğine fırlattı. Olmadık bir haz duyardı bu davranışından…

   Bildik şeylerden sonra mutfağa geçti. Kalan bir iki lokma ekmeği su ile indirdi midesine. Parası yoktu yiyecek almaya. O ay planların dışına çıkmış hemen hemen hiç harcama yapmaması gerekiyordu… Sigarayı da şansının iyi gittiği bir gün de unutulan bir poşetten almıştı. Öyle sıradan değil. Ağır abi sigaralardandı. Tam bir karton. Epey bir zaman içerdi bunları.

   Rastgele atılmış pantolonlardan en az kirlisini ve en az kokanını seçti giydi. Eskimiş gömleklerine de aynı muameleyi yaptı giydi. En zoru çorap seçmekti. Yırtık olmayan bulacaktı, temiz olacaktı (en az iki hafta giyilmiş) hepsinden önemlisi bekleme sürecinde kokusu da gitmiş olmalıydı… Bu en zor kısımdı. Çorapları tek tek kokladı ve bir tane buldu. Ayağına geçirdi. Artık hazırdı. Su ile çoğaltığı parfümünüde sürdükten sonra çıkabilirdi…

   Aslında para kazanıyordu. Ama öyle bir batağa girmişti ki, kazandığı sadece icraya, bankalara, kiraya, boğazına yetiyordu. Aslında yetmiyordu. O karttan alıp diğerine yatırıyor, onu bırakıp öbürüne yatırıyor, bunu bırakıp şuna yatırıyor… Vahşi Kapitalizmin son kazığı. Olmayan paranı sana harcatıyor, olmayan paranla anlamsız faizler takıyor,  biraz geç kalsan ya da aksatsan o zaman da durmadan hatrını soruyorlar. Bir de olmadık kampanyalar başlatıyorlar. Kap kaça karşı çantanı sigortalama, ölürsen cenazeni ortalıkta kalmasını önleyen sigorta, eşyan çalınırsa değerinin ufak bir kısmını ödeyen sigorta, olmayan parayı biriktiren hesaplar, geleceğe yatırımlar! vb…. Listeyi uzatmak mümkün. Bu kazıkları vatandaşa atması için bu adamlar her halde özel tilkiler tutuyor olmalı lar…

   Her zamanki gibi masasına oturdu, defterini açtı, görüşmeleri kontrol etti. Fazla yoktu. Şöyle dışarı çıktı. Çaymakinasından çay doldurdu, ortalığa gözattı. Simit, börek alan varmı diyÇoğu zaman yiyecek pardon otlanacak şeyler buluyordu. Epey bir vakit idare ediyordu. Öyle tatilinde belediyenin bedava yemeğini yiyordu zor bela çünkü yemek genellikle kötü oluyordu. Yemeğin iyi olduğu günlerde bulabildiği kadar yiyor ve hatta taşınabilecek şeyler buluncada poşetleyip eve götürüyordu. O günü kurtarıyordu…

İşini iyi yaptığını söyler, diğer arkadaşlarını beğenmezdi. Ona göre arkadaşları üniversite eğitimi sırasında sadece lay lay lom yapmışlar, tesadüfen bitirmişler ve hak etmedikleri bir mevkiye oturmuşlar.

Günlerini bu yorumlarla geçirir, dile getirmek ister fakat susardı. Susmalıydı. Zaman zaman arkadaşlarından yemek daveti alır, para koparırdı. Bundan dolayı bu düşünceleri hep kafasında kalırdı kalmalıydı şimdilik mecburdu…

   Zaman zaman çekip gitmek ister bu hayattan, başaramaz. “Zaten herkes ölecek”der vazgeçer. Zaten herkes ölecek. Zaten herkes ölecek. Dilinden hiç düşmez bu cümle. Zaten herkes ölecek. Kızdığı biri olunca “o da bir gün ölecek”der kendini rahatlatmaya çalışırdı…

Bu günleri ne zaman sona erecek bilinmezdi ama ağızından meşur lafını hiç bir zaman düşürmezdi

HERKES BİR GÜN ÖLECEK

Rahmi YILMAZ

 Yorumlarınızı ve yazılarınızı esirgemeyiniz…