EFSANEVİ MÜZİSYEN CHARLES’TAN SON VEDA
EFSANEVİ MÜZİSYEN CHARLES’TAN SON VEDA
Soul müziğin babası Ray Charles 11 Haziran günü hayata gözlerini yumdu. Müzik dünyası bir büyük ustasını kaybetti. Caz müziğinin yaşayan en önemli sanatçılarından biri olan Charles 73 yaşında hayata veda etti. Charles'ın karaciğer hastalığından kaynaklanan komplikasyonlar nedeniyle öldüğü açıklandı.
Efsanevi soul şarkıcısı ve piyanisti Ray Charles, 53 yıllık müzikal kariyeri boyunca müziğin sınırları olmadığını göstermeye çalıştı.
Country müzik, caz, blues, R&B türlerinde gösterdiği başarıyla 12 Grammy müzik ödülüne layık görülen Charles, bu ödüllerin 9'unu 1960-1966 yılları arasında almıştı.
7 yaşında görme yetisini kaybeden, 15 yaşında öksüz kalan Charles'in “dokunaklı” sesinin, zor geçen çocukluk günlerinin izlerini taşıdığı yorumları yapılırdı. Hayranlarının karşısına son kez, 30 Nisan'da Clint Eastwood ile çıkan Charles, 53 yıllık sahne hayatında sadece Ağustos 2003'te kalçasındaki şiddetli ağrılar nedeniyle konserlerini iptal etmiş, üzüntüsünü, “Konserlerimi iptal etmek kalbimi kırıyor” sözleriyle ifade etmişti. Geçirdiği başarılı kalça ameliyatından sonra yeniden sahnelere dönen Charles, aralık 2003'te “kendini son derece iyi hissettiğini, turnelere yeniden başlayacağını, çünkü yolların kendisinin ikinci evi olduğunu” açıklamıştı.
Charles, “Makin' Whoopee” ve “America the Beautiful” adlı şarkılarıyla hayranlarının gönlünde taht kurmuştu.
MUHTEŞEM UĞURLAMA
Müzisyen Ray Charles için, pek çok ünlü arkadaşının katıldığı muhteşem bir cenaze töreni düzenlendi. Cazın kralı olarak bilinen Charles, son yolculuğuna müzik ve göz yaşlarıyla uğurlandı.
Los Angeles'taki First African Methodist Episcopal Kilisesi'nde düzenlenen cenaze töreninde, müzisyenler B.B. King, Glen Campell, Stevie Wonder ve Wynton Marsalis, Ray Charles'a saygılarını cenazede sergiledikleri müzik performanslarıyla gösterdiler.
B.B . King, göz yaşları içinde gitarıyla ağıta benzer bir balad çaldıktan sonra, deha olarak tanımladığı Charles için "Bugüne kadar tanıdığım en büyük müzisyendi" dedi. Charles gibi ama olan Stevie Wonder ise Charles'ın müziğini ilk duyduğunda aynı özrü paylaştıklarının farkında olmadığını ifade etti ve "Ben Charles'ı kalbime dokunan bir adam ve bir ses olarak biliyorum" diye konuştu.
Hazırladığı "The Blues" isimli bir belgesel için Charles ile söyleşi yapan Clint Eastwood da, cenaze törenine katılarak Charles'a övgü korosuna katıldı.
Charles'ı bir "öğretmen" olarak nitelendiren Eastwood, "Ona deha dediler. Şüphesiz Ray süper yeteneklere sahipti, ancak bu yetenek büyük bir çalışmayla birlikte vardı. Bugüne kadar Ray Charles'dan daha güçlü bir iş etiğine sahip biriyle tanıştığımı düşünmüyorum" dedi. Charles için halkın katılımını sağlamak amacıyla Los Angeles şehir merkezinde yapılan törendeyse 5000'den fazla insan katıldı.
Annem, kör olman aptal olman anlamına gelmez diye paylardı
Florida eyaletinin St.Augustine kentindeki özürlüler okuluna giden Ray Charles, burada Braille alfabesiyle nota yazıp okumayı öğrendi, piyano, saksofon, trompet ve klarinet çalmaya başladı. 2002 yılında verdiği bir ropörtajda, annesinin, özürlü olmasına karşın özgür ve bağımsız bir insan gibi hareket etmesi için kendisini çok teşvik ettiğini söylüyor ve şöyle devam ediyordu: Bana odun kestirir, çamaşır yıkatır, ocağı yaktırırdı. Çevremizdekiler, beni istismar ettiğini düşünürlerdi. Annem ise şöyle derdi: Herşeyi öğrenmesi lazım, kör olması aptal olduğu anlamına gelmez.Sanatçı, annesinin ölümünden sonra 15 yaşında okulu bıraktı ve müzikte kariyer yapmak amacıyla Jacksonville kentine taşındı. Adı boksör Sugar Ray Robinson ile karışmasın diye isminin sonundaki "Robinson" kısmını attı ve "Confession Blues" (1948) adlı ilk plağını doldurdu.
Büyük ustanın sesi kulaklarımızdan hiç gitmeyecek...


Comments
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın