“DÜNYAYI YOK ETMEK İSTEYENLER, SİZLERİ YENDİK!..”

Mehmet Ali Sulutaş, MBA

Afrika kökenli bir zenci 44. ABD Başkanı seçildi…
Barack Obama, Başkanlık seçimini kazanmasının kesinleşmesinden sonra yaptığı konuşmaya, “Dünyayı yok etmek isteyenler, sizleri yendik!..” tümcesini de ekledi...
Sabırla, ısrarla, hazırlanmakla, çaba göstermekle nelere ulaşılabilineceğine çok güzel bir örnek, 47 yaşındaki güven verici ve yakışıklı Barack Obama’nın başarısı. Kenyalı Müslüman bir zenci baba ile ABD’li beyaz bir anadan doğma Demokrat Obama, bir tabuyu da yıkmış oldu.
Daha 30-40 yıl öncesine kadar köle gibi çalıştırılan, alınıp satılan; daha düne kadar aşağılanan, ayakkabı almak için ayakkabılara ayaklarını sokup çıkararak denemelerine bile tahammül edilemeyen; otobüsleri, okulları ayrı olarak belirlenen Afrikalıların bir üyesi bugün, Vietnam kahramanı bir beyaz olan Cumhuriyetçi John McCain’e karşı açık bir farkla seçim aldı.
Clinton ve eşinin de destek verdiği Obama dönemi, 1960’ların başında öldürülen John F. Kennedy dönemini andıran bir barış ve dinginlik dönemi havası estiriyor şimdi. Görevi 20 Ocak 2009’da yasal olarak devir alacak olan yeni seçilen Başkan Obama, seçim süresince vurguladığı ve belgi (şiar) edindiği gibi, ‘DEĞİŞİM’ için kolları ve paçaları hemen sıvayacak. Gidişine sevinenlerin kurban keseceği mevcut Başkan Bush artık pabucu dama atılan oğlan gibi…
Verecekleri ve beklentileri olan, kendine güveni yüksek, sorumluluk duygusuyla dolu ve gönül almasını çok iyi bilen yeni ABD Başkanı, sadece Amerika, Kanada ve Meksika’da değil hemen hemen bütün dünyada, beklendiği gibi, sevgi gözyaşlarıyla, alkış ve coşkuyla karşılandı.
Coşkulu 250 bin taraftarına, “Şu anda Amerika’ya DEĞİŞİM gelmiştir,” diye seslendi.
“Bu akşam kutladığımız gibi, yarın karşımıza çıkacak ve bizleri uğraştıracak olan başka sorunlarla karşılaşacağız. Bir yüzyıl içinde iki savaş birden, tehlike altında bir gezegen ve en kötü malî bunalım (kriz)gibi…” Uzun ve yokuş bir yolda olduklarını, tepeye bir yılda ve belki de bir dönem içinde erişmelerinin imkânsız olabileceğine değindi. Ama “Söz veriyorum, sizlerle birlikte oraya ulaşacağız!” diye seçmenleri de ateşledi. Demokrat Obama, Cumhuriyetçilerin oylarını bile almasını bildi. Böylece Demokratlar, Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki sandalye sayılarını da artırdı.
Kutlamalar Londra’dan Sydney’e, Moskova’dan Havana’ya, Paris’ten Tokyo’ya ve hemen oralardaki küçücük Obama kasabasına kadar sıçradı. Dünya bir nefes alsın diye…
ABD ile ilişkilerin yaralanıp berelendiği (Türkiye gibi) müttefik ülkelerle olan bağların yeniden düzeltileceği sözü veren Obama, yüzyıllardan gelen esir ticareti/esirlik olgusunun ve Amerika iç savaşlarının yaratmış olduğu moral/gönül yarası sarılmış sayılır belki şimdi. Uygar(lık) haklarını, insan haklarını savunan Martin Luther King’in ‘rüyası’nın yarısı, ‘ırk ayrımı’ sorunu çözümlendi sıra ‘rüya’nın ikinci yarısı olan, Amerika’da ve dünyada açlık ve yoksullukla mücadelede...
Martin Luther King şöyle diyordu: “Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik, fakat bu arada çok basit bir sanat olan, insan gibi yaşamayı unuttuk!..”
Obama’nın babasının doğum yeri olan Kenya’da ulusal tatil ilan edildi. Kenya’nın ıssız, susuz, elektriksiz, yolsuz kasabası ya da köyü Kisimu’daki baba evinde bayram şenliği vardı…
Kenya Cumhurbaşkanı Mwai Kibaki de, Obama’nın başarısını överek, “Onun başarısı, kökünün bulunduğu Kenya’nın da başarısıdır,” dedi. “Senin başarın Kenyalı hemşerilerin için de bir tınlama olmuştur. Bu nedenle, Kenya’da Perşembe gününü ulusal bayram olarak ilan ediyoruz…” Biz de, Kongo’da olanlardan ders alın diye bağırmayı sürdürüyoruz…
Güney Afrika’nın ilk zenci lideri, ırk ayrımı karşıtı hareketin öncüsü Nelson Mandela (90) da Obama’yı kutlayarak, “Dünyanın hiçbir yerinde, dünyayı daha iyi bir konuma getirmek için değiştireceğini söylemeye cesaret edemeyeceği bir rüyayı gerçekleştirdi o…” dedi. “ABD’yi barış ve gönenç yanlısı ulusların tam dostu ve ortağı yapacağına inanıyoruz.” Afrika’nın öteki ülkelerinin ve dünyanın diğer ülkelerinin başları ve özgürlük önderleri de Obama’yı ve onun başarısını öven yorumlar yaptılar…
Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu Illinois, Pennsylvania, Ohio, Iowa, Indiana, Florida, New Mexico eyaletlerini de kazanarak ve iki yıla yakın süren seçim mücadelesiyle 47’lik Obama, 72’lik Cumhuriyetçi rakibi McCain’i yenmesiyle ABD’yi ve dünyayı mutlu sonuca ulaştırdı...
Başkan Bush’un kutlama bildirisi, Dışişleri Bakanı (Bayan Pirinç) Condoleezza Rice’ın gözyaşları (!) içinde, “Bu Amerikan demokrasisinin bir alıştırması, bir uygulamasıdır. Amerikalı seçmen haklı olarak gurur duymaktadır…” demesi, Emekli General Colin Powell’in, “Bay Obama için oy verseniz de vermeseniz de, sizler (Amerikalılar) bunu başarmaktan dolayı çok büyük bir övünç duymalısınız…” diye konuşması yumuşak bir yönetim değişimi olacağını göstermektedir. Demokrasi götürüyoruz diye ülke işgal edenlere de yakışır hani böyle sözler…
Bu bağlamda Obama, görev devir alacak takımını ve bakanlarını belirlemeye başladı bile. Verilen bilgilere göre, 136.6 milyon seçmen bu seçimde oy kullandı. Bu da %64 bir katılım oranı demektir ki bu da geçenlerde Kanada’da yapılan genel seçimde katılım oranının çok üstünde…
Kanada şimdi ABD ile iklim değişikliği konusunda daha uygun koşullarda anlaşma yapabileceği hesaplarını yapıyor. Kanada Başbakanı, yeni seçilen Başkanla hemen görüşme veya Obama’nın ilk yurtdışı temasının Kanada ile yapması konusunda aceleci olmayacakları işaretini verdi. Bu arada, varılacak anlaşma düzeyinin Kyoto Sözleşmesi değerlerinin çok altında olacağı söylenmektedir. Örneğin, 2020’de erişilebilecek değer ancak 1990 düzeyinde kalacak...
Öyle sanıyorum ki, Obama, önce yakındaki komşuları Kanada ve Meksika ile sonra da Türkiye başta olmak üzere, uzaktaki komşularıyla temaslar yapacak. Böylece hem NAFTA işi hem Irak’tan çekilme işi ve hem de Afganistan işi masaya yatırılacak, eğer dünyayı batırmak isteyen güçler Obama’yı etkilemezlerse ve o da yanılıp şaşıp kanmazsa…
Obama, hiç kuşkusuz ilk iş olarak, deyim yerindeyse, enkaz olarak kendisine miras kalan ekonomi ile ilgilenecek. Yeni enerji politikası, vergiler ve sağlık konuları da peşinden gelecek. Eğitim, savunma, uzay yarışı bunları izleyecek. Zencilerin ve dolayısıyla Obama’nın başarısı yakından irdelenmeye, ciddi değerlendirilmeye, akılcı yorumlanmaya değer. Birisi 25 yıl önce çıkıp ilerde bir zenci ABD Başkanı olabilir deseydi inanılmazdı. Bu inanılmazlardan biri neden Kanadalı Kızılderili veya Eskimo liderlerinden Kanada Başbakanı seçilmesi neden olmasın?..
Dahası, neden Türk kökenliler ABD’de, Kanada’da, Almanya’da veya dünyanın başka bir ülkesinde o ülkenin en üst düzeydeki görevi kapmasın?.. Bu nedenle Obama ve onun gibi örneklerin yakın takibe alınıp incelenmesi önem kazanıyor…
Seçim geçim derken, 5 Kasım’da Kanada’nın Quebec (Kebek) eyaleti hükümeti de seçim kararı aldı. Daha birkaç ay önce seçimle işbaşına gelen, Eyalet Başbakanı Jean Charest yönetimindeki azınlık Liberal Parti hükümeti, çoğunluk hükümeti kurma sevdasıyla Kebek halkını 8 Aralık 2008’de yeniden seçim sandığında oy kullanmaya çağırdı…
Afrikalıların dediği gibi, yüzünüzün gözünüzün rengi ne olursa olsun, gözyaşlarınızın rengi hiç değişmez, aynıdır… 6.11.8


Yazılarınızı ve yorumlarınızı esirgemeyiniz...
bilgi@dergimiz.biz