AZİZ ABİMİZ OLMUŞTU

 

İnsanlar vardır saygıyla, sevgiyle, minnetle, hasretle, gıptayla anılır. Yüreklerinde kasırgaların coşkusunu, denizlerin ışıltısını, gökyüzünün sonsuzluğunu, gözlerinde yıldızların pırıltısını taşır. Avuçlarında döner dünya. Roman gibi yazılır, şarkı gibi söylenir, güneş gibi ısıtır, yağmur gibi ağlatır, şiir gibi okunur.

         Çok sevdiğim, sevdiğini bildiğim, şımardığımda adını telaffuz ettiğim, sırdaşım ağabeyim. Annesiz ve kardeşsiz büyüdüğü için yalnızlığını, acılarını, sevinçlerini, umutlarını, hayallerini uzun yıllar birlikte olduğu kader arkadaşlarıyla paylaştı. O, hem görmeyenler arasında hem de bulunduğu çevrelerde kendini kabul ettiren, herkese yol gösteren mücadeleci bir  kişi olarak orta öğrenimini Ankara Körler Okulunda tamamlayıp, Ankara Cumhuriyet Lisesinden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Basın-Yayın Yüksekokulunu bitirerek başarılarına bir yenisini daha ekledi. Hemen akabinde 1973 yılında uzun yıllar severek çalışacağı Anadolu Ajansına muhabir olarak girdi.

         İlk görmeyen gazeteci olmanın ve sarı basın kartı taşımanın onur ve mutluluğuna erişti. Bu arada boş durmayarak görmeyenlerin davasına sahip çıkmak gerektiği inancını taşıyan bir aydın olarak ilk kez Körler Sosyal Dayanışma Derneği’ni kurdu. Yine ilk kez 1969 yılında yapılan kör yürüyüşüne katıldı. Daha sonra Altı Noktaya sevdalandı ve Altı Nokta Körler Derneği yönetim kurulu üyeliği,  başkan yardımcılığı ve iki dönem de başkanlık görevlerinde bulundu. Altı Noktaya olan bu sevdasını güfte yarışması için yazdığı şu dizelerde dile getirdi:

        

         Görmeyenlerin sesi var Altı Noktada

                   Karanlık ufukları aydınlatan,

         Daha bir canlanır mum ışığı

                   Bastonlarımızın sesiyle

         Gören ellerimiz var

                   Dünyayı yerinden oynatan

 

         Yüreğimizle görürüz güneşi

                   Umutlanırız dokundukça

         Elimize dost eli

                   Altı Noktadır görmeyenlerin tek örgütü

         Çünkü her görmeyen burada

                   Yudumlar demokrasiyi

 

İlkleri gerçekleştirmenin hazzına varan bir kişi olarak bir yandan Türkiye Körler Vakfı ile Türkiye Sakatları Koruma Vakfı’nın kurucu üyeliğini ve her iki vakfın da genel sekreterliğini yaptı. 1977-1980 yılları arasında yine Göreneller Yapı Kooperatifi’nin kurucu üyeliğini ve bir süre başkanlık görevini yürüttü. 1979-1983 yılları arasında ise Sakatları Koruma Milli Koordinasyon Kurulu üyeliği görevlerini üstlendi. Ayrıca yapmış olduğu çalışmalar Körler Vakfı’nın 1983  yılında kendisine, “Yılın   Başarılı Görmeyeni” unvanını kazandırdı.

         Mesleki birikimi ve gazeteciliğini görmeyenlerin dünyasına taşıyarak 1984-1986 yılları arasında Göreneller Gazetesi’nin genel yayın yönetmenliğini yaptı.

         Gerçekten sakat oldukları tartışmasız kabul edilen zihinsel özürlülere yardım etmeyi manevi bir görev kabul ederek Zihinsel Özürlüler Federasyonu ile Sakatlar Konfederasyonu’nun uzun süre genel sekreterliklerini yaptı. Körler Federasyonu genel sekreterliği, yürütme kurulu üyeliği ve bu kuruluşa bağlı Ufkun Ötesi Dergisi’nin genel yayın yönetmenliği görevlerini başarıyla yerine getirdi.

         Birçok dergi, radyo ve televizyonda yazıları, şiir ve röportajları yer aldı. İki yıl önce amansız yakalandığı akciğer kanserini bile hafife alarak mücadelesine devam etti. İHA haber ajansı çalışma hayatının son durağı oldu. Ancak gazeteciliğin kuralında, gazeteciler hiç emekli olmazlardı. O da daha çalışacaktı. Sağlığı uygun olmadığı halde uzun süre iş aradı. Hatta görmeyenlere yeni bir imaj kazandırmak gerektiği düşüncesiyle RTÜK üyeliğine ve TRT Genel Müdürlüğü’ne bile adaylığını koymak istedi. Kendi deyimiyle çalmadık kapı bırakmadı. Ancak hiçbiri açılmadı. Sanki bu bir vedaydı. 

         Henüz Sonbahar güneşinin ilk ışıkları ısıtamadan içini belki de hayat mücadelesinde ilk kez ölüme yenik düştü herkesin Aziz Kürkçü abisi. Gözleri açık ve buruk ayrıldı aramızdan. Daha yarım kalan işlerini tamamlayacak, çalışacaktı. Özlemleri, arzuları vardı. Ne olacaklarını henüz bilemediği üç çocuğunun muradını görecekti.

         Aziz Ağabeyi, mesafeli olmakla birlikte uyumlu fakat biraz alıngan ama kin tutmayan, çabuk barışan, duygularını dışa değil şiirlerine yansıtan tonton, sevimli, en önemlisi de herkese yol gösteren, çözümler üreten, her şeyden kendisine bir parça pay çıkarmasını bilen, her yerde ön plana çıkan, olgun, mücadeleci, kararlı, çok renkli bir kişi  olarak tanıyoruz.

         Sevenleri uğurladı Aziz ağabeyi son yolculuğuna Altı Nokta Körler Derneği Kültür Merkezinden. Adeta gıpta ediyordu herkes ona, başarıdan başarıya koşan bir kişi olduğu için.  Çok uzaklardan bir şarkı yankılanıyordu. Belki de bir hayatın hikayesiydi bu. Dudaklar belli belirsiz kıpırdanıyor, hiç kimsenin gözünden yaş akmıyordu artık. Acılar bitmişti, duyulmuyordu artık bir ses, yürek kabartılarının uğultusundan,  bir de o şarkıdan başka.

         Her gün işe gidip gelirken şiirler yazdığı, ağaçlarına, kuşlarına, rüzgarına selam verdiği yollardan 24 Eylül günü son kez geçerek Anadolu Ajansına getirildi naaşı. Yapılan sade bir törenin ardından Hacı Bayram Camiinde kılınan cenaze namazı ve oradan Asri Mezarlıkta son yolculuğuna uğurlandı.

 

        

 

 

                   Duygular var dayanılmaz

                            Yaralar var onulmaz

                            Aşklar var unutulmaz

                            Ölmek de var

                            Ama ölümden korkulmaz

                            İnce ince sızılar

                            Baştan sona duygularla dolu yaşam   

                            Kuru kuru hayaller

                            Gerçekleşmez emeller

                            Yaşamak bu ya

                            Bitmek tükenmez bilmez duygular

 

Kaç kez adını çağırdım bir dosta ihtiyacım olduğunda,  kaç kez ellerim uzandı telefona, ellerini aradım yalnızlığımda. O artık hiç şiir yazmayacak çünkü çok uzaklarda ancak içimizde iz bırakan biri olarak hep hatırlanacak.

        

                                                                                                        CANDAN ÇULHAOĞLU